1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Sarı: ‘Sosyal devleti amaçlamalıyız’
Sarı: ‘Sosyal devleti amaçlamalıyız’

Sarı: ‘Sosyal devleti amaçlamalıyız’

Lastik-İş Sendikası Genel Başkanı Alaaddin Sarı, koronavirüs sürecinin ardından oluşacak yenidünya düzenini işçilerin ve emekçilerin temel hak ve talepleri doğrultusunda şekillenmesi için birleşik mücadelenin önemini anlattı.

A+A-

ÖNCE İŞÇİLERİ ZİYARET ETTİ

Lastik-İş Sendikası Genel Başkanı Alaaddin Sarı, ramazan bayramından önce Brisa, Goodyear, Prometeon ve Pirelli fabrikasında çalışan bölümlerini gezerek işçilerin bayramlarını kutladı. Sarı, burada işçilerle çalışma koşulları ve hakları ile ilgili önemli açıklamalarda bulunurken, sosyal medya hesabında ise tüm işçileri seslendi. Sarı, açıklamada koronavirüs sürecini değerlendirdi ve bu süreçten sonra oluşacak yenidünyada işçinin ve emekçinin talepleri doğrultusunda olması için birleşik mücadele verilmesi gerektiğini söyledi.

 

img-20200522-wa0023.jpg

 

VİRÜSLE YAŞAMAYA ALIŞMALIYIZ

Koronavirüs ile mücadele hakkında bilgi veren Lastik-İş Genel Başkanı Alaaddin Sarı, uzun süre virüs ile yaşamaya alışmak gerektiğini belirtti. Herkesin bu yeni duruma alışmak gerektiğini ifade eden Sarı şunları söyledi: “Bu süreç gerek çalışma ilişkilerini gerek sendikal çalışmaları derinden etkilemektedir. Fabrikalardaki uzun duruşlar, üretimin azalması işçileri koruyacak tedbirlerin alınıp alınmadığı sorusunu acil hale getirmiştir. Virüsün ortaya çıktığı andan itibaren önemle dile getirdiğimiz iki temel başlığı tekrar vurgulamakta fayda var.

 

img-20200522-wa0025.jpg

 

İŞ GÜVENCEMİZİ KORUYACAĞIZ

Koşullar ne olursa olsun çalışanların hiçbir sorumluluğunun olmadığı olumsuzlukların faturası işçilere çıkartılamaz. Bu nedenle çalışanların iş güvencelerinin varlığı kıskançlıkla korunmalı ve işten çıkartılmalara engel olunmalı dedik. Çalışanların gelir güvencesi sağlanmalı ve hiçbir işçi açlık ve çaresizliğe sürüklenmemelidir. Lastik-İş olarak bu doğrultuda mücadelemizi sürdürecek ve güvencemizi korumak için her türlü adımı atacağız.

 

brissa-(1).jpg

 

300 MİLYON ARTACAK

Ancak ne yazık ki ülkemizde ve dünyada gelişmeler böyle yaşanmıyor. Koronavirüsün yıl açtığı ekonomik, ticari ve finansal sorunlar gerekçe gösterilerek çalışanlara bedel ödetiliyor. Türkiye’de işsizlik sayısı 10 milyonu bulduğu ifade ediliyor. Dünyada ise var olan işsiz sayısının 300 milyon artacağı öngörülüyor. Üstelik 2020 ve 2021 yıllarının tahminleri bu sürecin daha da olumsuz sonuçlanacağını gösteriyor. Kısaca işçilerin yokluğu ve yoksulluğu üzerinden birileri kendi geleceklerini korumaya çalışıyor.

 

img-20200522-wa0028.jpg

 

YENİ BİR DÜNYA ŞART

Yaşadığımız günler pandeminin ardından yeni bir dünya kurulması gerektiğini herkesin gözünün önüne koyuyor. Bu anlamda her kriz bir fırsattır denilebilir. Ama temel soru şudur. Sözü edilen yenidünya nasıl şekillenecektir. Geçtiğimiz 40 yılda olduğu gibi en az maliyet en fazla kar politikaları sürdürülebilecek mi? büyük adaletsiz ve eşitsizlikle var olan tüketim toplumu aynı şekilde kalabilir mi? uluslararası sermayenin çıkarları doğrultusunda şekillenen bu işleyişin devamı mümkün mü?

 

ÖNEMLİ SORULARI SORDU

Yoksa yenidünya liberal ideoloji ve emek karşıtı politikaların yok olacağı yeni bir dünya mı olacak? Yeryüzünün doğal kaynaklarını, biyolojik çeşitliliğini hızla tüketen anlayışlar sona erecek mi? dünyanın suyunu, havasını, toprağını hızla kirleten üretim anlayışı ve yaşam biçimi son bulacak mı? Tarımı yok eden, suyu bile parayla alınıp satılabilir hale getiren uygulamalar yine doğal mı karşılanacak? En ucuz üretim, en fazla kar anlayışıyla, çalışanların tüm haklarını ortadan kaldırmaya yönelik politikalar yerini sosyal korumaya bırakacak mı?

 

DEĞİŞİM NASIL OLACAK

Çalışanların örgütlülüğünü yok etmeye çalışan uygulamalar sürdürülecek mi? değişim adı altında daha baskıcı yöntemlerle var olan yapının sürdürülmesi mi söz konusu olacak? Yoksa gerçekten anlayış olarak bir bütün olarak dünyanın demokratik yönde yenilenmesinde başarılı olunacak mı? Önümüzde çok bilinmeyenli sorunlar yumağı durmakta. Herkesin kendine göre gelecek hayali olacaktır. İşçinin yenidünyadan beklentisi işverenle yanı olmayacaktır. Esnafın, köylünün yaşam koşulları ve günlük yaşamdan beklentileri farklı olacaktır.

 

ÖZLEDİĞİMİZ DEĞİŞİM OLMALI

Her toplumsal sınıf kendi konumlarına göre taleplerini gündeme getirecek ve onun peşinden koşacaktır. Bu toplumsal mücadeledir. Bu mücadeleden demokratik hedeflerle işçi sınıfının ve tüm emekçilerin özlediği bir değişim kendiliğinden doğamaz. Sermayenin ne kadar acımasız olabildiğini, devletlerin de sermaye politikalarına ne kadar destek verdiği bu krizlerde ortaya çıkıyor. Dolayısıyla bir değişim için kararlı bir mücadele verilmesi zorunludur. Oturduğunuz yerden değişim gelmez. Gelse de işçiler için iyi bir sonuç çıkmaz.

 

BİRLEŞEREK MÜCADELE ETMELİYİZ

Beklediğimiz geleceğin olması için birleşerek mücadele etmeliyiz. Temel hak ve özgürlüklerimizi yoktan var etmek, ulaştığımız sosyal devleti yeniden oluşturmayı amaçlamamız gerekiyor. Yoksa baskılara ve insanlık tarihindeki acı sayfalara yeniden dönebiliriz. Yenilenme biz emekçiler için hayatı yaşanmaz hale getiren düzenin toplam değişimi şeklinde olmalıdır. İnsanlık umuttur. Umut gelecektir. Sendikamız geleceğimizi örgütleyecek ve umudumuzu yeşertecek güçtedir.”

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.