1. YAZARLAR

  2. Gülsüm Güney

  3. Ne mutlu infak edenlere
Gülsüm Güney

Gülsüm Güney

Yazarın Tüm Yazıları >

Ne mutlu infak edenlere

A+A-

‘‘Sahip olma’’ güdüsü insana zamanla mülkün Sahibi’ni unutturuyor ve dünya hırsını arttırıyor. Bu hırsımızı ve zaafımızı bilen Rabbimiz, tam olarak bu tehlikeye işaret ediyor ve çözüm öneriyor:
‘‘Allah yolunda infak ediniz ve kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayınız. İyilik ediniz. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.’’ (Bakara 195)
İnfak Allah için vermenin genel adıdır. Her şeyin zekâtını vermemiz gerektiğini idrak etmenin adıdır infak.
“Evlâdın zekâtı, yetime hürmet ve mutlaka yardım etmektir.
İlmin zekâtı, tâlibine ilim öğretmektir.
Evin zekâtı, misafiri ağırlamak, itibar etmektir.
Kuvvetlinin zekâtı, zayıflara yardımdır.
Nefsin zekâtı ise kötü ahlâklardan kurtulmaktır.”
İnsanın sahip olduğu her şeyin asıl sahibi şüphesiz ki Allah’tır. Bunu idrak ettikten sonra aslında iş biraz daha kolaylaşıyor. Onun emanet olarak verdiği bu servetten-ki bu servet kimi zaman malındır, kimi zaman en sevdiğin evladın, kimi zaman ilmin, kimi zaman gücün…- başkalarına bir miktar vereceksin. Bak, hepsini ver demiyor Yaradan, paylaş diyor! Paylaş ki o pişman olanlardan olma.
Peki, nasıl vereceksin?
İnfakın kalbime nüfuz eden en güzel tanımını yapan bir hocamız, bu tanımında vermenin de yolunu bize gösteriyor;
İnfak; zengin bir Müslümanın, fakir bir Müslümanın yüreğine tünel gibi yol vurmasına denir. Tünel nedir? Tünel bir mekândan başka bir mekâna toprağın altından yol vurmaktır. Yanı infak bir kardeşinin yüreğine giderken görünür bir şekilde değil, kimse görmeden onun yüreğine yol vurmandır. Böyle haysiyetli hassasiyetli bir yardımlaşmanın adıdır. Bir malla ilişkini kesip onu gariban kardeşinin malı yapabilecek duyarlılığı ortaya koymaktır.
Yani vermeyi nefsine kabul ettirdin diyelim. Yeter mi? Yetmez! Nasıl vereceğini de öğrenmen gerekecek. İnşallah.
Bir kıssadan hisse ile son verelim;
Bir gün Hz. Peygamber kurban kesiyor ve Hz. Aişe’ye getiriyor.
Aişe validemiz kurbanı o gün dağıtıyor. Peygamber Efendimiz aksam eve geldiğinde soruyor. Ya Aişe ne yaptın kurbanın etini?
Aişe validemiz anlatmaya başlıyor; bir bacağını şuna verdim, öteki bacağını şuna, bir kolunu şuna, gövdeyi şuna, başını şuna… Bir ayağı bize kaldı.
Peygamber Efendimiz diyor ki eyvaaaaah, bize bir şey kalmadı desene.
Onu da verecektin ki hepsi bizim olsun.
Verdiğin senindir vermediğin değil!
Süremiz dolmadan, bize emanet olarak verilen, asla bizimdir diyemeyeceğimiz her şeyden Allah yolunda harcamak umuduyla…

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.