Nihal Paşalı Taşoğlu

Nihal Paşalı Taşoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Mutluluk neydi?

A+A-

Modern dünyada bize dayatılan en önemli paradigma değişimi tüketim anlamında oldu. Bireyler, kendilerini tükettikçe var olduklarına inandırılan bir dünyanın içinde buldular. Reklamlar, insanlarda,   tüketimin kendilerini özgürleştireceği, iyi hissettireceği algısını yaratmak için olabildiğince duygulara oynadılar. Gofretler ve çikolatalar, mutlu et kendini, mutluluğu hisset, mutluluk orada, mutluluk burada, kapının ardında vb. şeyler söylenip pazarlanıyor. Bir çikolata yemekle mutlu olabilirsin. Tükettiğin şey, öncelikle sırf tüketerek bile seni mutlu edebilir. Çünkü kendine besin olarak gerekli bir şey almıyorsun. ‘Yemesen de olur’ tarzında bir şey yiyorsun. Çünkü bu kadar özgürsün, bu kadar kendini seviyorsun, bir ödülse bu, sen bunu hak ediyorsun.

Şimdi diyeceksiniz ki, çikolatanın içinde kakao var. Kakao, öz itibariyle keyif veren bir madde. Kafein de öyle. Böyle şeyler yediğinizde modunuzun yükselmesi doğal. Ayrıca, şeker, yapay da olsa, rafine de olsa, bu gıdanın içinde de enerji vermeye devam ediyor. Peki, çikolatanın içinde gerçek kakao var mı, yoksa kakao kitlesi denen uyduruk bir karışım mı var, nerede eski kakaolar, etiketleri dikkatli okumak lazım. Şeker konusuna biz hiç girmeyelim, memleket tartıştı, yine kimse bir şey anlamadı.

Çikolatacılar, bizi mutlu edeceklerini söyleye dursun, duş jeli, şampuan, krem gibi kişisel bakım ürünleri de –haklarını yememek lazım- bizi daha iyi hissettirmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Uzun bir günün ardından eve geliyorsun, yorgunsun, çok çalışmışsın, banyonda harika aromalı, vücudunu besleyen, nemlendiren ama bununla kalmayıp çok güzel kokan, güzel hissettiren, seni dağ ormanlarında gezintiye çıkaran, şelalelerin altında ayin yaptıran bakım ürünleriyle kendini ‘şımartman’ gerekiyor. Çalışman için sana maaş ya da ödeme yapmış olabilirler. Bir şeyler üretmiş olabilirsin. Şimdi, başka şeyler tüketerek kendini iyi hissetme zamanı, kendine bebekler gibi bakmalısın, bir ödülse bu, sen bunu hak ediyorsun.  Duşta keyif yapıp kendini şımartırken, sanki dünyayı kurtarmışsın, çok önemli bir insanmışsın gibi yapıyorsun bunu, ürettiklerin keyif vermedi sana, tüketirken yaşayacaksın o keyfi…

Kendini değerli hissetmenin nesi kötü diyebilirsiniz, kendinizi değerli hissetmenin kötü bir yanı yok elbet, yaptığınız iş her ne olursa olsun bir değer üretiyorsanız, insanlığa, bilime, yaşama, yaşatmaya bir katkınız varsa tabii ki değerlisiniz. Ama size keyfi veren bu değilse, kendinizi şımartmak ihtiyacı içindeyseniz demek ki tatmini başka yerde arıyorsunuz. En sıradan işte, en sıradan işi yapan, hatta iş yapmayan birinde bile bu yanılsamayı çok kolay yaratabilirsiniz. Sanki memleketi kurtarmış, o olmasa dünya yıkılacakmış yanılsaması…

Çikolatalar mutlu edip şampuanlar şımartırken kola üreticileri ve GSM operatörleri de boş durmuyor bu iyi hissettirme yarışında… Gençsin, bir daha mı genç olacaksın, dibine kadar yaşa, diyorlar mesela… Gençliğin yaşı yok zaten… O da tamamen hissetmeyle alakalı. Gençleştirici ürünler var, botoks var, operasyonlar var… Yaşlanmak bir süreç değil artık, ötanazi gibi bir gerçek… Hayatın tadını çıkar, sabaha kadar boş boş internette gezin, mesajlaş, çünkü gençsin, bir daha mı genç olacaksın…

Tespit edebildiğim yanılsamalar içinde en tehlikeli bulduğum da bu zaten… İşim gereği sürekli gençlerle birlikteyim. Üniversite öğrencileriyle bir aradayım. Evet onlar “genç”ler, evet bir daha genç olamayacaklar, hayatın tadını çıkarmak onlara düşer, buraya kadar tamam… İyi de çocuğun cebinde para yok herşeyden önce. O çocuk, mezun olduğunda çok yüksek bir ihtimalle işsiz kalacağını biliyor. Üniversite eğitimiyle işin bitmeyeceğini, tecrübe olmadan iyi bir işe giremeyeceğini, ne gariptir ki, ilk işe başlama girişiminde bile tecrübenin kendisine sorulacağı, kimsenin tecrübesiz eleman istemediğinden işe giremeyip tecrübe edinemeyeceği, böyle bir kısırdöngüde çırpınacağını biliyor.
İş için, dil öğrenmesi, kurslara gidip ekstra bir şeyler öğrenmesi ve maalesef gençliğini yaşarken bunları da düşünmesi gerekecek. Hem zaman hem para demek çünkü...

Oysa reklamlara bakarsanız bu çocukların hiçbir derdi yok, tek dertleri nerede ne şekilde gençliklerinin tadını çıkaracakları… Bir kola içiyorsun, partilere gidiyorsun, bir de telefonunda sınırsız konuşup mesajlaşıyorsun, hem özgürsün, hem mutlu… Hayatın tadı da böyle çıkar zaten…

Pazarlamanın bizi götürdüğü nokta bu… Bunları bilsek de bilmesek de bize bir şeyler tükettirerek kendimizi iyi hissetmemizi sağlayacaklarını söylüyorlar. Çünkü ürünlerini ancak böyle pazarlayabilirler. Ürün için bir fayda icat ederek…

İş bize düşüyor… Tüketerek mutlu olduğunuzu, iyi olduğunuzu size dayatanlara karşı kendi mücadelenizi vermelisiniz. İnsan, tüketerek değil üreterek mutlu olur çünkü… Bahçenizde bir şey yetiştirirseniz, işinizi insanlığın ilerlemesi için daha düzgün yaparsanız, insanların yaşamını kolaylaştırırsanız, elinizdekileri paylaşırsanız, yardım ederseniz, bir çocuğun kahramanı, bir yaşlının iyilik meleği olabilirseniz size ben garanti ediyorum, mutlu olacaksınız, hem de hemen, oracıkta… Ve yine garanti ediyorum ki, bu mutluluk sahte kakaonunkinden daha uzun sürecek.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları