1. YAZARLAR

  2. Didem Köseoğlu

  3. Geri dönmeye değer
Didem Köseoğlu

Didem Köseoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Geri dönmeye değer

A+A-

Dünyanın içinden insan denen mahlukatı çıkartırsak, aslında bütün problemler çözülür.
Ne buzullar erir ne ozon tabakası delinir ne de hayvanların nesli tükenir.
Doğa, kendi içinde kardeş kardeş yaşar gider.
Kabul etmeliyiz ki doğanın dengesini bozan da feleğini şaşırtan da sadece biz, insanlarız. 
Bir karınca bile ekolojide üstüne ne düşüyorsa yapıyor da oyunu yine bozan insan oluyor.
***
Bu duruma bilimsel yaklaşacak olursak; özellikle teknolojinin gelişmesine paralel olarak tüketmeye endeksli insanlara dönüştük.
Tüketim kültürünün acımasız derecede yaygın olmasının birçok politik ve sosyolojik nedenleri var.
Bunları tabii ki burada tek tek sıralamak mümkün değil.
Ama durumu en anlaşılır seviyeye indirgemek gerekirse; teknolojik gelişmenin bedelini tüketmekle ödüyoruz. 
Bedel diyorum çünkü insanlık tüketme kavramını çok yanlış anlayıp, tüketmeyi, ‘yok etmekle’ karıştırdı. 
***
Peki, bu durumla nasıl başa çıkabiliriz? 
Bu tarz dünyayı alakadar eden mevzulara, realist yaklaşmak en faydalısı.  
Öncelikle toplumların alışkanlıklarını 1 ayda ya da 1 yılda hatta 10 yılda bile değiştiremezsiniz.
Kitlesel değişimler, uzun zamanlar gerektirir. 
Bu durumla başa çıkmanın en doğru ve uygulanabilir yolu sadece ve sadece geri dönüşümdür.
***
Geri dönüşüm, ülkemizde şuan hakkettiği noktada olmasa da her geçen gün çok güzel ilerlemeler kaydediyor.
Çöp ayrıştırma işlemine oldum olası çok özenmişimdir.
Keşke o bilinci kazabilsek de çöpümüzü, plastiğinden kağıdına varana kadar evimizde kendimiz ayırsak.
Ülkece o günlere erişebilmemiz için en az bir çeyrek asra ihtiyacımız var gibi.  
Sözü daha fazla uzatmadan konuya gelelim; geçtiğimiz gün bir röportaj için ‘Exitcom Elektronik Atık Merkezi’ne gittim.
Orada öğrendiğim şeylerden o kadar etkilendim ki önüme kim çıksa geri dönüşümün ne kadar harika bir şey olduğunu anlatmak istiyorum.
***
Düşünebiliyor musunuz doğada binlerce yıl kaybolmayan pillerden çıkan çinkoyla, kadınlara kırışık karşıtı kremler yapılıyor.
Mesela öyle rastgele çöplere attığımız floresan lambaların içinde en zararlı metallerden civa bulunuyor.
İstanbul’da kırılan bir lambanın civası, rüzgarın etkisiyle kentimize kadar geliyor. Sonrası malum kanserler, ismini bile ilk kez duyduğumuz hastalıklar.
Mutfak lavabolarımıza döktüğümüz kızartma yağlarına peki ne demeli. Doğaya atılan 1 litre atık yağ, 1 milyon litre içme suyunu kullanılamaz hale getiriyor.
Buzdolaplarının içinde bulunan gazın havaya yayılmasıyla, bir arabanın dünyayı turladığında çıkardığı egzoz birbirine denk.
***
Çöp deyip geçtiğimiz her şey aslında o kadar kıymetli ki… 
Hepsi ayrıştırılıp, işlendiğinde yepyeni bir ham madde.
Daha yaşanılabilir dünya için geri dönüşüm bilincini biran önce oluşturmalıyız.
Mesela kızartma yağlarınızı biriktirip 0262 318 00 77 numaralı telefondan ‘Alo Atık Hattı’ personellerine teslim edebilirsiniz.
Aynı şekilde kağıtları ve pilleri evinizde ya da işyerinizde toplayabilirsiniz.
Özellikle kağıt ve pil için belediyelerinde ciddi imkanları var.
Media Markt, Teknosa, Vatan Bilgisayar ve Migros gibi dev market zincirleri elektronik atıklarınızı kanunen almak zorunda.
Tek yapmanız gereken oraya gidip, teslim etmeniz.
Aynı zamanda kişisel verilerinizin korunması noktasında çöpe atmak yerine, atık tesislerinde imha etmeniz de daha doğru.
***
Kısacası bu dünya bizim değil.
Biz sadece gelecek nesillerin emanetçileriyiz. 
Kullanılamaz ve bütün kaynakları tükenmiş bir dünyayı siz teslim almak ister miydiniz?
O zaman teslim de etmeyin! 

 

ÇİRKİN KRAL 

Kolay mı düzeni değiştirmek…
Haksızlığa karşı direnmek…
Yanlışları bağıra çağıra söylemek…
Kimilerine kolay. 
İşte o kimilerinden birisi de Yılmaz Güney.
Sinema tarihinin gelmiş geçmiş en önemli isimlerinden birisi.
Sadece oyuncu ya da yönetmen dersem haksızlık yapmış olurum.
O, aynı zamanda duygu yüklü bir şair.
Ölümünün 34’üncü yılında saygı ve özlemle…

 

BİR GÜN

Canım, yüreğim, sevdiğim…
Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin...
Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava 
İnan...           
Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü, 
Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır...
Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu.
Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi.
Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim.
Damla damla birikiyor insan. 
Damla damla sevgili...
Bir gün akıp gideceğiz hayata...
Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin.
Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur...
Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.

 

Günün Mottosu

Değer taşıyan tek hikaye vardır.
O da bedelini sizin ödediğinizdir.
(Louis-Ferdinand Céline)

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.