Yüksel Ercan

Yüksel Ercan

Yazarın Tüm Yazıları >

Değişim

A+A-

Üzerinde mi yoksa içerisinde mi yaşadığımız henüz tam olarak netleşmeyen Dünya her gün değişiyor. Dünya’da iklimler değişiyor, iklimlere bağlı olarak çevre şartları değişiyor. Mevsimler değişiyor, bu kadar değişkenliğe insanoğlunun da kayıtsız kalması elbette ki beklenemez. Dünya kuruldu kurulalı da insanoğlu her geçen gün değişiyor, kendisi için en iyi olanı belirlemeye çalışıyor, dün yaptıklarını beğenmiyor, yarınlarda kendisini mutlu edecek faaliyetlerin takipçisi oluyor.

***
Dünyada bu kadar değişim olurken Türkiye’nin dolayısı ile Türk milletinin de bu değişime kayıtsız kalması zaten beklenemez. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan vatandaşlarımızda dünyaya entegre olabilmek, daha rahat ve huzurlu bir hayat sürmek adına var olan teknolojik imkanlardan da faydalanarak uyum sağlamaya çalışıyorlar.

***
İnsanları mutluluğa ya da mutsuzluğa götüren vasıtaların en önemlisi bilindiği gibi siyasettir. Rahmetli Alparslan Türkeş, siyaset için “İnsana hizmet sanatıdır” derdi. İyi bir siyasetçi kurduğu partisini iktidara getirdiğinde düşündüklerini hayata geçirebildiği takdirde ülkesinin insanlarını rahat ettiriyor, geleceğe daha emin adımlar ile bakmalarına fırsat sunuyor.

***
Türk insanı oldum olası siyaseti, siyaset yapmayı sever, kendisi ile aynı frekanstan konuştuğunu anladığı lidere ve o liderin partisine oy verir, oy verdikten sonra da seçim dönemi boyunca o siyasetçinin icraatlarını takip eder. Eğer siyasetçiden umudunu kesmemişse onu bir ya da birden fazla dönem için iktidara getirir, umudunu kesmişse de zaten ilk seçimde iktidardan uzaklaştırır.

***
Meseleye bu pencereden batkımızda Türk seçmeninin 1950’den beri yani 68 yıllık süre içerisinde gönlünü kazanan liderleri Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Turgut Özal ve Recep Tayyip Erdoğan olarak değerlendirebiliriz, bu isimlerin yanına Bülent Ecevit ile kısmen Necmettin Erbakan’da eklenebilir ancak görevde kaldıkları sürelere bakıldığında asıl liderliği bu dört siyasetçinin yaptığını söylememiz gerekiyor.

***
Biz bundan çok önceleri Türk seçmeninin kolay kolay mensubiyet şuuru duyduğu bir siyasi partiden vaz geçmeyeceğini düşünürdük, beklide biz hayatımız boyunca futbol takımı tutar gibi siyasi parti tuttuğumuzdan olsa gerek sürekli oy verdiğimiz MHP’nin Türk seçmeni tarafından anlaşılmakta güçlük çektiğini düşünür o anlayışsızlık yüzünden MHP’nin bir türlü iktidara gelemediği konusunda hemfikir olurduk.

***
Sonraları özellikle 12 Eylül 1980 ihtilali sonrasında kısa bir zaman içerisinde kurduğu ANAP’ı iktidar yapan kendisi de başbakan olan Turgut Özal’ı, bir daha iktidara gelmesi mümkün değil denilen Süleyman Demirel’in elinde kasketi ile meydanlara çıkıp “Düşün Peşime “ dediği seçmenden vize alıp başbakan olmasından sonra 3 Kasım 2002 yılından itibaren seçmenin gönlünü kazanarak iktidar olan ve o gün bu gündür iktidarda kalan Tayyip Erdoğan’ı görünce yazımızın başında da belirttiğimiz gibi Türk seçmeninin değişime ve değişikliğe her an açık olduğu gerçeği de ortaya çıkmış oldu.

***
Şu sıralar herkes 24 Haziran tarihinde yapılan seçimi kazanarak Cumhurbaşkanlığı görevine devam eden Recep Tayyip Erdoğan’ın bundan sonra atacağı siyasi adımları takip ediyor, Bununla birlikte önümüzdeki günlerde yapılacak olan AK Parti’nin büyük kurultayında önce partiyi sonrada Türkiye’yi önümüzdeki sürece taşıyacak kadroların nasıl teşkil edileceğinin hesabını yapıyor.

***
Yapılan bunca hesap kitap elbette daha iyi bir yaşam sürmek adına, kendisi rahat yaşamak isteyen, çocuklarının da iyi bir eğitim alması gerektiğini düşünen vatandaş oy vereceği siyasetçinin de kendisinden çok önde yürümesini dünya gerçeklerini kendisinden önce fark etmesini bekliyor ki özlediği hayata kavuşabilsin.

***
Geçtiğimiz günlerde kamuoyuna açıklama yapan AK Parti sözcüsü Mahir Savaş, “Partimizin kongresinde yönetimin yarısı değişecek” şeklinde görüş belirtince vatandaşta, “Eğer Kurultay’da parti yönetiminin yarısı değişecekse, şüphesiz yerel seçimde de şuan iş başında olan yöneticilerin en az yarısı değişecektir” öngörüsünde bulunuyor.

***
Dikkat edilirse seçmen artık aradan geçen 16 yıla rağmen meydana gelebilecek değişimleri TBMM’de grubu bulunan ya da bulunmayan siyasi partilerden değil büyük oranda Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan bekliyor. AK Parti’ye hemen her konuda tam destek veren MHP’den umudun kesildiği, 24 Haziran tarihinde yapılan seçim sonunda tam bir “Gayya kuyusuna” dönen ve kimin ne yaptığı belli olmayan bir yola giren CHP’den de bir beklentisi kalmayan seçmen otomatikman yüzünü Tayyip Erdoğan’a çevirmiş durumda.

***
Burada anlatmak istediğimiz şudur: Türk seçmeni söylendiği gibi hiçbir olaya hiçbir gelişmeye kayıtsız değil. Memleketin en uç noktasındaki köyde yaşayan vatandaşımız bile bırakın Türkiye’yi dünyada meydana gelen gelişmeleri dakika dakika takip ediyor, bu vesileyle de kendisine yol açabilecek ya da açamayacak siyasi partinin ve o parti liderinin kim olacağı konusunda tam bir kanaat geliştiriyor.

***
Sözünü ettiğimiz seçmenler gibi bizde Türkiye’yi şu an içerisinde bulunduğumuz zor durumdan çıkartabilecek tek liderin Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu çok iyi biliyoruz. Bundan önce şöyle oldu-böyle oldu, memleketi kendileri bu hale” getirdi şeklindeki söylemlerinde şu sıra hiçbir anlam ifade etmeyeceğini de çok iyi biliyor ve seçmenin çoğunluğunun da bizimle aynı fikirde olduğu kanaatini taşıyoruz.

***
Dünya değişirken, Türkiye değişirken hayatımızda düne dair ne varsa tamamı değişirken bizim aynı yerde durmamız, aynı metodu savunmamız zaten akıl karı değil.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Yazarın Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.